Bilinçli Farkındalık, bilinen diğer bir adıyla; Mindfulness, şimdiki zaman farkındalığı anlamına geliyor. Kısaca açıklamak gerekirse; an içinde hissedilen duygu ve düşünceleri ya da yaşanan olayları dikkatle ve yargılayıcı olmayan bir tavırla, izlemeyi ve kavramayı ifade ediyor. 70’li yıllardan bu yana, depresyon, stres, anksiyete, bağımlılık gibi problemlerin tedavisinde mindfulness uygulamalarına başvurulduğu; klinik psikoloji ve psikiyatri alanlarında bu yöntemlerden faydalanıldığı biliniyor.

İki Nefes Arasındaki Farkındalık

Gün içinde ne kadar mutlu olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Mutlu olduğunuz anların ne kadar farkına varabiliyorsunuz? Mindfulness, zihnimizdeki endişelerden kurtulmamıza yardımcı olur ve iç huzurumuzun artmasına yardımcı olur. İki nefes arasında farkındalıkla aldığımız bir nefes bile oldukça kıymetlidir.

Yapılan araştırmalar uzun süre yapılan meditasyon sayesinde, insanın normalden farklı bir biçimde dinlenebildiğini gösteriyor. İnsan dışındaki tüm canlılar; büyük bir fırtınanın ardından gelen sakinleşmeyle birlikte dinlenmeye de başlıyorlar. Yalnızca insanlar söz konusu olduğunda bu durum değişiyor. Çok büyük bir yorgunluğun, travmanın ya da çalışmanın ardından sadece 15 dakika sonra, gelecekle ilgili bir plan, vizyon veya farkındalık yoksa; insan beyninde dejeneratif hastalıklara (kanser, depresyon, alzheimer vb.) yol açabilecek bir biyokimya değişimi görülüyor. Bu bağlamda insan, andaki süreç içinde dünü bugünü ve yarınıyla birlikte var oluyor diyebiliriz. İnsanın süreç içinde var olma biçimi diğer canlılardan oldukça farklı… Bu noktadan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz; az öncede sözünü ettiğimiz gibi; insanın iki nefes arasında farkındalıkla aldığı bir nefes, uzun bir tatile oranla daha fazla dinlenmesine olanak verebiliyor. Bu sebeple; beyin sadece kendi içindeki varlığının farkına vardığında dinlenme gerçekleşiyor diyebiliriz. İnsanın yaşamında değişimin meydana gelmesi ancak Mindfulness ile yani bu farkındalığın gerçekleşmesiyle mümkün olabiliyor.

Primitif, Maymun ve İnsan Zihin

Mindfulness kavramını daha iyi anlayabilmek için primitif zihin, maymun zihin ve insan zihin kavramlarına hakim olmak önem taşıyor. “Primitif” sözcüğünün Türkçe karşılığı ilkel… Latincede “primus” , “ilk”, “önce” anlamlarına geliyor.  Maymun zihin; insan beyninin huzursuz, daldan dala ve konudan konuya atlayan yapısını ifade ediyor. Bu yapı insan zihninin anda kalmasını neredeyse imkansız kılıyor. İnsan zihin kavramı ise; beynin bilinçli tüm süreçlerini ifade ediyor. İnsan zihin anda kalmaya olanak veriyor. Anda var olurken gelecekle ilgili yol alabileceğimiz anlamlı ve bilinçli bir süreci de mümkün kılıyor.

Amigdala

Bu noktada, “Amigdala” kavramından bahsetmek gerekiyor. Amigdala, beyinde yer alan ve duygusal hafıza ya da duygusal tepkilerin oluşmasında rol alan bölgeyi tanımlıyor. Başta korku olmak üzere duyguların denetiminden sorumlu… Dopamin, noradrenalin ve adrenalin gibi hormonlar da bu bölgeden alınan uyarılar ile salgılanıyor. Amigdala, yaşadığımız olaylar karşısında panikle hareket etmemize sebebiyet verebiliyor.  Olaylar karşısında bilinçli bir farkındalıkla, sakince karar almamıza engel olabiliyor. Amigdala olmadan hiçbir memelinin hayatta kalması mümkün değil. Açlık, tokluk, cinsel içgüdü, korku, kaçma gibi duygular bu bölge tarafından kontrol ediliyor. Fakat; tamamen amigdala odaklı yaşamaya başlamak, anı kaybetmemize neden olabiliyor.

Bütün bu bilgilerin ardından şu an; durup bilinçli bir nefes alma ve içinde bulunduğumuz anın farkına varma vakti… Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Doç. Dr. Gamze Sart ile iletişime geçebilir, YouTube kanalına abone olabilirsiniz.

Open chat