Üniversiteler, genç insanların yalnızca mesleki eğitim aldığı yerler değil. Aynı zamanda kendilerini tanıdıkları, geliştirdikleri, yetiştikleri kurumlar. Gençleri yetiştiren üniversiteler, aslında ülkelerin ve dünyanın geleceğini de kurguluyor.

Bugün sosyolojik anlamda post truth olarak ifade edilebilecek bir döneme girdiğimizi söylemek mümkün. Post truth, en basit biçimde; doğrunun, hakikatin önemini yitirdiği ya da biçim değiştirdiğini tanımlamak için kullanılan bir kavram. Bizler de bugün dünyanın birçok anlamda farklı bir gerçeğe evrilmeye başladığını gözlemleyebiliyoruz. Dünyanın, ekonomik, siyasi, sosyolojik yapısı ve hatta merkezinin bile değişmekte olduğunu söylemek mümkün. Dünyanın merkezi olarak anılabilecek Londra, New York gibi şehirlerin bu sıfatı yitirmekte olduğu konuşuluyor.

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken, gözümüzü üniversitelere çevirdiğimizde dünyanın bu hızlı gelişimine ve değişimine uyum sağlayabilecek bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Bugün, dünyanın en seçkin üniversitelerinden Stanford Üniversitesi’nin profesörleri, “Öğrettiğimiz bilginin 1 yıl sonra bayatladığını biliyoruz” şeklinde ifadeler kullanabiliyorlar. Bu dünyanın değişim hızını net bir şekilde açıklayan bir cümle.

Burada şu sorunun sorulması gerekiyor, “Bizler bayat bilgi mi öğretiyoruz? Öyleyse; ne yapmalıyız?”

Üniversiteler Nasıl Bir Değişime Tabi Olmalı

Bugün gelinen noktada bilgilerin hızla farklılaştığını görüyoruz. Peki; bu durumda, bu noksanlığını gidermek için ne yapmamız gerekiyor?

Yapılması gereken; öğrencilere bilgi değil yetkinlik öğretmek. Öğrencilere; bireysel yetkinlik, teknik yetkinlik, sosyal yetkinlik ve evrensel yetkinliği öğretiyor olmamız gerekiyor. Birtakım şeyleri revize ederek, stratejik olarak odaklanarak ve vakit kaybetmeden hareket ediyor olmamız gerekiyor. Geleceğin mesleklerini konuşurken aynı zamanda mesleklerin de geleceğini konuşmamız gerekiyor.

“Üniversiteleri Değiştirirseniz Dünyayı Değiştirirsiniz”

Harvard Üniversitesi’nin en önemli akademisyenlerinden Charles William Eliot, “Üniversiteleri değiştirirseniz, dünyayı değiştirirsiniz” diyor. Bir ülkenin durumunu anlamak için üniversitelerine bakmamız gerektiğini söylüyor.

Buradan yola çıkarak; 4. Nesil Üniversite kavramı içerisindeki start-up ve spin-out kısmını desteklememiz ve buna ek olarak; dünyanın gündeminde olan yapay zeka konusunda ciddi araştırmalar yürütmemiz gerekiyor. Yapay zekalar devreye girdiğinde birçok insanın işini kaybetmesi söz konusu ve bu durum sosyal anlamda büyük patlamaların beklendiği bir döneme girilmesine sebep olacak. Bu nedenle Mesnevi’de bahsedildiği gibi “bahçemizi temiz tutacak” şekilde konuya müdahil olmamız gerekiyor. Üniversitelerin ve akademisyenlerin aktif olarak yer alacağı biçimde bu yapının içinde olmamız gerekiyor.

Üniversitelerden başlayarak, üniversitelerden talebi değiştirerek eğitimi yapılandırmamız şart. Bilişim, alternatif enerji, tarım, tasarım, telekomünikasyon gibi dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak alanlarda çalışmalara hız vermek bu anlamda büyük bir önem taşıyor.

Üniversiteler, üniversitelere hazırlık süreci, üniversitelerin değişim süreci, yurt dışı eğitim gibi konularda detaylı bilgiye ulaşmak için Doç. Dr. Gamze Sart’ın web sitesini ziyaret edebilir; bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Open chat