Sosyo-ekonomik, kültürel, politik ve teknolojik anlamda, çağlar arasında, kuşaklar arasında büyük farklılıklar gözlemliyoruz. Bu X, Y, Z kuşaklarını nasıl tanımlıyoruz? Nedir bu kuşak meselesi?

Her nesil, bir sonraki genç nesli sorumsuz, sabırsız ve yozlaşmış olarak suçluyor. Genç nesil ise bir önceki nesli geri kafalı ya da sabit fikirli olarak nitelendiriyor. Bu çatışma nesiller arasında hiç değişmiyor. Gençler kendinden daha yaşlı olanlara göre hayatı, yaşamı, daha farklı algılarlar. Her neslin döneminde yaşanmış olan tarihî olaylar, büyük olaylar o neslin karakterini oluşturur. Savaşlar, barışlar, özellikle büyük doğa olayları, hatta o dönemin yaşanmış kültürel olayları o neslin karakterine biçim verir, şekil verir ve anlamlandırır. Her yenilik o dönem yaşayan neslin değerlerini de oluşturur. Eski yüzyıllara nazaran bu yüzyılda; 20. ve  21. yüzyılda kuşaklar arasındaki aralıklar gittikçe azalıyor. Özellikle teknolojinin gelişimi ile, bilişim teknolojilerinin farklılaşmasıyla, sosyal medya gibi bir yeni akımın ortaya çıkmasıyla birlikte yeni sanal dünyaların oluşumu nesiller arasındaki farklılığı daha da derinleştirdi. Peki bugün sosyo-politik, teknolojik, kültürel anlamda X, Y, Z kuşaklarını nasıl tanımlıyoruz?

X, Y, Z kuşaklarına geçmeden önce, önemli iki büyük kuşak var, onlardan da bahsetmek gerekli. İlki ve en eskisi: Sessiz Kuşak. 75 yaş üstü olarak tanımlanıyor ve aslında hem geleneğin hem de geçmişin temsilcileri bu grup. Sessiz nesil, kıtlık ve savaş gördüğü için her zaman sorumlu, sadık ve düşüncelidir. Çalışmak için yaşar. Kurumların ve bulundukları ülkelerin kendi getirmiş olduğu değerleri yüceltmek ve yükseltmek için var olurlar ve hatta hayatlarını bu konuda heba bile edebilirler. Çalışkan, tutumlu, bilinçli olan bu neslin “sessiz” olmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi ise her zaman görev insanı olmaları. Bu neslin hemen arkasından “Baby Boom” diye geçen ve özellikle bebek ölümlerinin azalıp doğum oranlarının arttığı bu dönem, aslında farklı bir heyecanı ve enerjiyi de beraberinde getirdi. Teknolojik anlamda ilk değişiklikleri gören ve anlamlandıran nesil, Baby Boom nesli.

Gelelim X, Y ve en önemlisi Z kuşağına. En başta söylemeliyim ki X, Y, Z kuşaklarının tanımları farklı kaynaklarda farklı yorumlanıyor. Tarihler farklılaşsa da bizim üzerinde asıl durmamız gereken konu bu nesilleri farklı davranış biçimlerine göre yorumluyor olmamız. Önce ilk nesilden başlayalım. X Kuşağı. X Kuşağı 1965, 1979 hatta 1980’lerin ilk yıllarını kapsıyor. Bu kuşak Amerika’nın %45’ini oluştururken, Türkiye’nin %22’sini oluşturuyor. X Kuşağı çalışmayı seven, disiplinli, genel olarak otoriteye uyumlu, kurumlarla çalışma içinde görünmek isteyen bir nesil. Şu anda yönetici ya da büyük girişimci konumundalar. Bugünün Microsoft, Amazon gibi büyük şirketleri bu jenerasyonun eserleri. Şirkete, kuruma ve çalışma saatlerine bağlı, aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı bir nesil. Fakat kendi sorumlulukları dışında kalan alanlara karışmayı çok da istemeyen bir nesil. Bu açıdan baktığımızda her konuda kendi görüşünü öne süren bir sonraki nesil, yani Y Kuşağı ile alenen çatışıyorlar.

Y Kuşağı. “Y (Why?) Generation”. İsmi üstünde; her şeyi sorgulayan ve aynı zamanda her şeye karşı çıkan nesil. 1980-1995 ya da ’99 arası doğanlar Y Kuşağı olarak tanımlanıyor. Bu kuşak aynı zamanda “MTV Kuşağı” olarak da anılıyor. Türkiye’de 27 milyon kişi bu jenerasyondan. Bilgisayar ve internetin ortaya çıktığı dönemde sosyal medyaya ulaşan ilk nesil. Sosyal medyayı ve teknolojiyi etkin kullanıyorlar. İnternet üzerinden örgütlenmenin gücünü ve imkânlarını ilk tecrübe eden nesil bu nesil. Eleştirileri çok sivri. X Jenerasyonu’na göre daha sabırsız, saygısız ve sadakatsiz. Hatta tatminsiz. Esnek saatlerde çalışmak istiyorlar. İş odaklılar; saat değil. İş bitirmek istiyorlar ama, işe gelmek istemiyorlar. Parayı harcamak için kazanıyorlar. Dünyayı gezmek istiyorlar. Kurumlara sadakatleri az. Özgüvenleri yüksek. Ve çok iş değiştiriyorlar. Tasarım, medya, yaratıcı alanlara ilgi duyuyorlar.

Bence, Y Kuşağı’nı en farklı kılan özellik ise kendilerine ait bir mizah anlayışlarının olması. Aynı zamanda bugünkü startup ekosistemini oluşturan nesil olarak da biliniyor.

Ve işte Z Kuşağı! 1999-2000 sonrasında doğanlara Z Kuşağı deniyor. Bugün dünya nüfusunun %25’i, Türkiye’nin ise %17’si bu kuşağı temsil ediyor. Internet çocukları. Bu çocukların pek çoğunun okumadan önce tabletleri var. Sosyalleşmek demek takipçi demek. Sosyallik anlayışı farklı. Hatta eski jenerasyonlara göre asosyal denebilecek kadar kendi içlerinde yaşıyorlar. Sanal gerçeklik çok önemli. Aynı anda birkaç işi yapıyorlar. “Multi-tasking” onlar için çok önemli. Ellerinde telefonla yemek yiyorlar, karşılarındaki kişileri dinliyorlar, aynı zamanda bir başka ekrandan başka bir hobilerini takip ediyorlar. Birisinden öğrendiklerini teknolojideki araçlar vasıtasıyla sorgulama ihtiyacı içindeler. Karşısındaki kim olursa olsun aklındakini söyleyiveren bir nesil. İş gücüne katılmak üzereler. Hatta bir kısmı çoktan katıldı. Youtuberlar var, girişimciler var. Küreselleşmenin etkilerini en yakından yaşayan ve hisseden nesil Z Kuşağı. Avustralya’dan Tayland’a, Kanada’dan Türkiye’ye aynı bilgisayar oyunlarını oynayıp aynı Youtuberları takip ediyorlar. Paylaşmaktan, ortak alanlarda birlikte yaşamaktan ama kendi hayatlarındaki bireyselliklerinden de vazgeçmiyorlar.

Bence Z Kuşağı bir ümit. Kansere çözüm bulacak nesil bu nesil. Mars’a yolculuk yapacak, Ay’da koloni kuracak, aynı zamanda açlığa, sefalete ve eğitimsizliğe çözüm getirecek. Eğitimde fırsat eşitliği verecek, engellilik ile ilgili olan bütün sorunları çözecek ve eşitlik kavramını, demokrasiyi yaşatacak kuşak bu kuşak. Karşı karşıya kalmış olduğumuz iklimle ilgili ciddi sorunlara çözüm getirecek nesil de bu nesil.

Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için YouTube videoma göz atabilirsiniz.