Eskiden çok daha zor olan yurt dışında üniversite okumak, artık çok daha kolay. Pek çok öğrenci dil öğrenmek için yaz okulunda veya ERASMUS ile exchange yolu ile yurt dışına gidiyor. Hem lisansını hem de yüksek lisans veya doktorasını hatta postdoc’unu yurt dışında yapmak isteyenlerin sayısı çoğaldı. Bunun yanı sıra son zamanlarda lise seçimlerinde bile artık çok göz önünde bulundurduğumuz bir konu yurt dışında okumak. Özellikle Amerika’nın 3. en büyük endüstrisi eğitim sektörü. İngiltere’nin ise 2. Özellikle yurt dışına gidilmesinin ana sebeplerinden bir tanesi iyi ve kaliteli bir üniversite ortamında okumak, sanayiye üniversiteler bazında ilişkiler çerçevesinde girmek ve kariyer anlamında da belli bir yer edinmek. Evet. Karar verdiğinizde, bu iş için bir zaman ayırdığınızda, ve özellikle de belli bir bütçeniz varsa bu anlamda doğru üniversitenin ya da doğru okulun seçilmesi inanılmaz önemli. Peki, bu seçimi neye göre yapmalı?

 

 

 

Yurt dışında öğrenim görmeyi düşünen çoğu uluslararası öğrencinin bir üniversiteyi seçmeden önce dikkat ettiği ilk konuların başında tabii ki eğitim alacağı ülke geliyor. Bir ülkenin istihdam açığı olan iş sahalarına ya da sahip olduğu uluslararası şirketlere göre bakıldığında, popüler eğitim destinasyonlarının aksine; Yeni Zelanda, Finlandiya, Hong Kong, Çin, Hindistan, Güney Kore gibi ülkelerin nitelikli çalışan ihtiyaçları da üniversite seçimlerinde artık etkili oluyor. Her ülkenin aslında bilinirliğinin olduğu alanlar var. Mesela Almanya’yı özellikle öğrenciler mühendislik alanında tercih ediyorlar. Mimarlık alanında, hatta sanat alanında, moda alanında ise İtalya daha fazla tercih ediliyor. Kimya, gastronomi ve özellikle kozmetik alanında Fransa tercih ediliyor. Amerika’nın belli bölgeleri mühendislik alanında veya tıp alanında, yaşam bilimleri alanında tercih sebebi olabiliyor. Ülke seçimini yaparken bu anlamda kendi seçeceğiniz bölümle de alakalı bir ülke seçimini yapıyor olmanız lazım. Yurt dışında eğitim almak almak istediğinizde bir başka önemli nokta ise o üniversitenin bulunduğu coğrâfî bölge. Gerçekten aslında iklim insanı etkileyen bir konu. Pek çok öğrencinin soğuk bölgede okuyamadığını ve okulu bırakmak zorunda kaldığını görüyoruz. Ya da tam anlamıyla Silikon Bölgesi’nin neden bu kadar inovasyonu artırdığı tartışıldığında aslında iklim kuşağının ne kadar da uygun olduğunu görüyoruz. Aynı konu üniversite seçimi için de etkili. Pek çok genç Londra’nın yağmurlu, sisli, karanlık havasına karşılık, Kaliforniya’nın güneşli havasını tercih edebiliyor. Elbette ki bu coğrâfî yapının içinde kültürel yapı da çok önemli. Özellikle Akdeniz ülkeleri bizim ülkemiz tarafından da tercih ediliyor. İtalya, Fransa, İspanya Türk öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Bunun yanı sıra Hollanda da pek çok öğrencinin tercih ettiği bir ülke. Öğrencilerin bir tercih nedeni de, gidecekleri ülkedeki şehirler. Mesela Boston. Pek çok uluslararası öğrencinin bulunduğu bu şehir, öğrencilerin tercih ettikleri bir bölge. Aynı şekilde San Francisco ya da Los Angeles. Aynı hikâye orada da var. Öğrenciler sadece kendi üniversitelerinde bulunan arkadaşlıkları devam ettirmiyor, aynı zamanda başka üniversitedeki gençlerle de dostluk kurabiliyorlar. Bu nedenden dolayı bölgeler çok revaçta. Amerika’daki bu şehirlerin dışında en önemli bir başka merkez ise Londra. Pek çok öğrenci Londra’da okumak istiyor ve Londra’da sadece üniversiteye gitmek değil, oranın bütün kültürel altyapısı ile beraber, kurulmuş olan network’ten yararlanmak istiyorlar. Londra’yı Milano ve Amsterdam takip ediyor.

Öğrencilerin yurt dışı üniversite seçimlerinde baktıkları 2. en önemli unsur ise ne kadar ödeme yapacakları ve ne kadar bütçe ayıracakları. O ülkede sadece üniversite için ödenecek olan harcın dışında yurt paraları, belli bir şekilde yaşam paraları da öğrencilerin seçimlerini etkiliyor. Amerika’da son zamanlarda eğitim harçlarında büyük bir artış var. Bu harçların artışının dışında, eğitim masraflarının dışında kalan yaşam parasında da bir artış ile karşı karşıyayız. Son zamanlarda Amerika’nın çok pahalı olması ve özellikle de mezuniyet sonrası kalma sürecinin gittikçe kısalıp neredeyse imkânsızlaşması, öğrencilerin Amerika’yı tercih etmesi konusunda daha dikkatli olmasına sebep oluyor. Eğer öğrenci çok iyi bir üniversiteyi kazanmadı ise ve burs alamıyor ise başka bir ülkeyi tercih etmesini tavsiye ediyorum.

Yurt dışı üniversite tercihi yaparken ülkelere göre en çok tercih edilen üniversiteler şu şekilde: İngiltere… Köklü geçmişi, kültür çeşitliliği, İngilizce dilinin avantajı olması nedeniyle, Cambridge ve Oxford ön plana çıkıyor. Amerika’ya baktığımızda ise özellikle ön plana çıkan en önemli okullar elbette ki Stanford, MIT, Caltech, Harvard, Yale, Princeton, Columbia, Upenn gibi okullar. Kanada’da ise son zamanlarda Utoronto Engineering, çok farklı bir konuma sahip olmaya başladı. Adeta inovasyon ve teknoloji hub’ı olan Toronto, bu anlamda öğrencilerin tercih nedenlerinden bir tanesi. Utoronto’nun arkasından UBC ve McGill geliyor. Özellikle son zamanlarda İsviçre’de de ETH ve École Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL), çok ön plana çıkmaya başladı. Ancak İsviçre’de okumak gittikçe zorlaşmaya başladı. Kriterlerini oldukça yükselttiler. Singapur’da ise Nanyang Teknoloji Üniversitesi ve Singapur Ulusal Üniversitesi ile ülkeye gelenler hem geleceğin eğitim sistemini hem de öğrenci memnuniyetini doğal olarak yaşar hale geldiler.

Bu anlamda artık ezbere dayalı bir eğitimden daha fazla kariyer odaklı, iş dünyasına geçiş sağlayacak meslekî donanım kazanmak hedefleniyor. Mühendislik okumak istiyor iseniz, veya tıp okumak istiyor iseniz ya da moda ie ilgilenmek, mimarlık yapmak istiyor iseniz, o zaman seçeceğiniz üniversitenin üniversite-sanayi işbirliğindeki etkisine ve yetkinliğine bakın. Bu durum sadece sizin donanımınızı meslekî anlamda ileri bir noktaya getirmenizi değil, aynı zamanda çok daha kolay şekilde iş bulmanızı sağlayacaktır.

Başvurudan kabule, yurt dışında üniversite okumak için merak ettiklerinize YouTube videomdan ulaşabilirsiniz.