Üniversite dönemi aslında balayı!

İsteseniz de istemeseniz de kabul edildiğiniz, kazandığınız bir bölümde okuyorsunuz. İstediğiniz bir üniversitenin ekosisteminde yer alıyorsunuz. Sadece öğrenim değil, aynı zamanda bulunan ortamın içinde belli bir eğitimin parçası oluyorsunuz. O organizmanın içinde yani o organizasyonun getirmiş olduğu atmosfer içinde kimliğinizi buluyorsunuz. Kim bilir? Belki eşinizi de bulabiliyorsunuz. Veya işinizle ilgili olarak partnerinizi de bulabiliyorsunuz. Ben çok iyi bir üniversite eğitimi aldığımı düşünüyorum. Özellikle de okuduğum ekosistemde bir üniversitenin aslında liseden ne kadar farklı bir şekilde insana renk kattığına, nasıl çeşitlendirdiğine, ne kadar aslında gaza getirdiğine, motive ettiğine de şahit oldum. Ve bu anlamda da üniversite dönemine inanılmaz önem veriyorum. Şahsen bu alanda değer üretilebilecek en önemli dönem olabileceği için de alanda çalışan ve kendimi bir akademisyen olarak interaktif şekilde öğrenci ile iç içe bulunmuş, ve bu anlamda da çok önemli bir dönem olduğu için, fark yaratıldığı gördüğümden dolayı inanılmaz önem veriyorum. Bugün, 2020’li yılların başında, öğrencilerin en büyük sıkıntılarından bir tanesi şu: “Kariyerimde ne yapacağım?” sorusuna bir türlü cevap bulamamaları. Öğrencilerimin bana en fazla söylediği konu şu: “Hocam, hayatımız boyunca, özellikle de lisede son dört yılda sadece üniversiteyi hayal ederken, bir anda üniversiteye gelince hayalimizi gerçekleştirmiş olarak sudan çıkmış balığa dönebiliyoruz. Ve ne yapacağımızı bilmiyoruz.” diye gerçekten sorgulayabiliyorlar. Aslında bu soru çok abes değil. Çünkü tam 23 yaşları bireyin hayatı tekrar sorgulama yaşları aynı zamanda. Bunu Amerika çok iyi bildiği için, mesleki anlamda “diş çıkarma yaşı” olarak nitelendiriyor. Bu yüzden Amerikan üniversitelerine ilk iki yıl bakıldığında daha çok “liberal arts” dersi olduğunu görüyorsunuz ve aslında son iki yıl kendi alanınızda ihtisaslaşarak belli bir şekilde belli bir odaklanmayı sağlayabiliyorsunuz.

 

 

 

 

 

Üniversite okurken neler yapmalı?

İlk üniversiteye girdiğiniz dönemde size tavsiyelerim var. Önce, ilk üç ay hayatınıza bakın. Bulunduğunuz üniversitenin ve bölümün kendi içinde nasıl bir yapısı olduğunu fark edin. Panik yok! Sakin ve sükunet içinde durumu tahlil edin. O yüzden çok üzerinde durduğum bir konu var. Üniversiteye girildiğinde üç saat, üç gün, üç hafta ve üç ay… İlk dönemi tamamladığınızda, üç-beş-altı ders aldığınızda ya da İngiltere’deki gibi bu derslerin yarısını tamamladığınızda en azından bir nebzelik, ağzınızda tat bırakabilecek ve alanı anlayabilecek bir süreci de yaşamış oluyorsunuz. Bu nedenden dolayı, acele yok! Değişim çok fazla olabilir. Ve unutmayın: Üniversite eğitiminin zaten bugün 21. yüzyılda %95’i belli bir şekilde bilgi beceri açısından kendini tamamlamış konumda. Bir diğer anlamıyla, belli bir şekilde kendini bayatlamış olarak da nitelendirebilir. Sizin üniversiteye gitmenizin ana sebeplerinden bir tanesi orada sadece bilgi edinmek değil, bir o kadar, aslında çok daha önemlisi olan, bu işin %10 bilgisinin ötesinde %90 alanda yetkinlik kazanmak için. O yüzden alanda yetkinlik kazanmak adına, farklı bir yaklaşıma ihtiyacınız var. O yüzden sizin işin bilgisinde değil, işin, gerçek anlamda; teknik, bireysel, sosyal ve evrensel anlamda yetkinlikleri tartarak kendinizi geliştirmeye ve daha iyi hale getirme amacı içinde oluyor olduğunuzu biliyor olmanız gerekiyor. Okuduğunuz binlerce kitap da olsa, veya 1 kitap bile olsa, bunun ne kadar değişebileceğini; maksadın çok kitap okumaktan daha fazla, kaliteli bilginin özümsenerek içselleşmesi ve çok daha önemlisi, uygulanabilir şekilde sizin tarafınızdan algılanıyor ve biliniyor olması. O yüzden sınavlardan daha fazla, uygulamaya yönelik vak’a çalışmaları üzerinden çalışmaların içinde yer almanız çok kıymetli. O yüzden benim çok üzerinde durduğum bir konu var. 1-Üniversitenizin grup çalışmaları içinde yer alın. Özellikle de alanınızda yer alan kulüplerin içinde mutlaka bulunun. Bunun dışında, eğer varsa üniversitenizin iş dünyasına sizi entegre edebilecek olan iş bulma ofisleri, kariyer ofisleri ile beraber çalışın. Saçma sapan bile olsa üniversitede gerçekleşen konuşmalara katılın. Network’ünüzü olabildiğince genişletin. Bu anlamda bu da yeterli değil, çok şanslı bir dönemde yaşıyorsunuz, çünkü, Ted Talks’undan, Youtube, Google Talks’una, pek çok alanda yeni gerçekleştirilmiş Guddemi veya Coursera’nın müthiş değişik alanlarda gerçekleştirdiği eğitim programları içinde yer alıyor olmanız lazım. Bu yüzden tavsiyelerimden biri, hızlandırılmış bile olsa, mutlaka alanınızla ilgili kendi donanımınızı arttırabilecek önemli kaynaklardan ya da alanda yer alan ve alanı etkileyen influencer’lardan belli bir şekilde besleniyor ve kendinizi geliştiriyor olmanız gerekiyor. Alanınızla ilgili dergiler, alanınızla ilgili kitaplar inanılmaz önemli. Bunlar sizin ilk yıllar içinde özellikle üzerinde durmanız gereken ve kendinizi gerçekleştirmek adına özellikle bakmanız, bilmeniz gereken konulardan.

En çok tavsiye ettiğim konulardan bir tanesi de şu: özellikle alanınızın değişik alt kollarının biliniyor olması gerekiyor. Unutmayın ki üniversitenizde hoca olarak yer alan pek çok kıymetli kişi ya da uzman, o bölümün uzmanlığını belli bir şekilde “sharpen” etmiş yani sivrileştirmiş ve bu alanda daha detaylı olarak çalışan kişiler. O yüzden hocalarla olan ilişkilerinizi ve özellikle de asistanlarla olan ilişkilerinizi belli bir şekilde iyi tutun. Çok önemli konu. Çünkü gerçekte, hele 21. yüzyılda, online eğitimiz çok ciddi şekilde tavan yaptığı bir dönemde, üniversite hocası ile irtibatta olmanın en önemli nedenlerinden bir tanesi, onların gerçek anlamda birikmiş, nadide bilgisinden yararlanıyor olabilmek. Bugün o yüzden, üniversite hocalarının iyi olanları, “star” niteliğinde. Neden? Bugün 400-500 bin öğrencisi olan, AI (artificial intelligence) dersini veren Stanford Üniversitesi’nin pek çok hocası, aslında bakıldığında size bir Stanford öğrencisi kadar yakın olabilecek düzeyde size bilgi aktarabiliyor. Maksat böyle önemli hocaları bulabilmek. O yüzden üniversitenizde olabildiğince, bu tür alanında star olan hocalarınızı takip etmenizi tavsiye ediyorum. Bununla da kalmayın, aynı zamanda özellikle de mezunlar konusunda belli bir araştırma yapın. O bölümden mezun olmuş kişilerin hangi yönlere doğru gittiğini, nasıl bir devinim geçirdiklerini, nasıl belli bir alana yoğunlaştıklarını da göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

İlk yıl belli bir şekilde nefes almak, ortamı koklamak ve durumu anlamak. Ancak ikinci yıl öyle değil. İlk yıl bana en çok sorulan sorulardan bir tanesi, “Bu arada staj yapayım mı yapmayayım mı?” sorusu. Elbette ki bu iş staj olmadan olmaz. O yüzden her yazınızı, her boşluğunuzu, isterseniz remote/uzaktan, isterseniz part-time ya da yazın veya aralarda full-time gerçekleştirecek şekilde, ne olursa olsun parasına bakmadan, sosyal güvence içinde, belli bir normda, etik değerler de korunarak mutlaka alanda yer alarak değerlendirin ve kendinizi deneyimleyin.

2.sınıf sonu bizim için bir yüksekokul mahiyetinde. İkinci sınıfı tamamladığınızda artık siz üniversite öğrencisi olmaya aday bir kişi olarak bir 3. sınıf öğrencisinin mantığında ve stratejisinde yaklaşıyor olmanız lazım. 3 ve 4 çok kritik. Özellikle 3. Sınıfın başı çok kıymetli. Neden derseniz, mutlaka özgeçmişinizin hazırlanması lazım. Özgeçmişinizin belki bir-iki tanesi çeşitli yapılıyor ve buna göre deneyimliyor olmanız lazım. Çünkü siz her ne kadar belli yerlerde çalışmak isteseniz de, piyasanın getirmiş olduğu şartlar sizin hangi tarafa doğru ya da hangi şirket tarafından kabul edileceğinizi belirlediği için biraz aslında “Go with the flow.” dediğimiz, alanda nasıl yön veriliyorsa, ona göre bir yol çizmeniz gerekebiliyor. Bu yüzden, özellikle 2. sınıfın sonrası, 3. sınıfın başında kaliteli bir CV’niz; birkaç tane çeşitlendirerek yapılan özgeçmişiniz sizin doğru bir yerde staj yapmanızı sağlıyor. O yüzden benim için en kıymetli staj hangisidir derseniz, 3’ten 4’e geçerkenki staj. Çünkü neden? Gerçekte sizin alanınızda hangi yöne doğru yoğunlaşabileceğinin göstergesi.

Bu anlamda 3. sınıf aynı zamanda çok kilit bir sene. Neden? Bireyin oynayacağı rollerin şekillendiği bir sene. Eğer sizin not ortalamanız yukarıda ise belki master’a doğru gideceğiniz, ya da belli bir şekilde ERASMUS ya da Exchange ile yurt dışında deneyim kazanabileceğiniz veya gerçek anlamda profesyonel hayata uluslararası bir şirkette veya yerel bir şirkette başlama kararınızın verilebileceği bir süreç aynı zamanda. Bu anlamda kendinize tanıdığınız, kişiliğinize uygun bir yapının belirlendiği, ve aynı zamanda GPA’nızla da beraber diğer başka faktörleri düşünmeniz gereken bir süreç. Neidr bu diğer faktörler? Eğer siz yurt dışına gidecekseniz yurt dışının istediği sınavlara giriyor olmanız gerekiyor kariyer anlamında. Bunlar neler? IELTS, TOEFL İngilizce yeterlilik, bir anlamda sizin İngilizce yeterliğinizi ortaya çıkardığınız bir alan, artı, GRE (General Record Examination test) gibi sınavlarla sizin yurt dışında iyi bir master programına kabul edilme şartınızın belirlenmesi. Eğer Türkiye’de okuyacaksanız o zaman da ALES gibi bir sınavı tamamlıyor olmanız gerekiyor. Bütün bunların yanı sıra, eğer siz belli bir şekilde öğretmen adayı iseniz, o zaman KPSS sınavına girmeniz gerekiyor ya da uygun olan belli memurluk sınavları veya diğer özel şirketlerin hazırlamış olduğu “assessment”lar diye tanımlanan psikolojik testlere hazır olmanız gerekiyor. O yüzden 3. sınıf çok önemli bir sınıf. Aynı zamanda en hummalı sınıflardan bir tanesi. 4 çok geç olduğu için 3. sınıfın gerçekten en az üç tane karpuzu birden yüklenebileceğiniz, sorumlulukları doğru şekilde yerine getirmeniz gereken dönemlerden bir tanesi. Nedir bunlar: Okuldaki not ortalamanızın belli bir şekilde doğru gidiyor olması, özgeçmişinizi yapılandırmak için yapmış ya da yapmakta olduğunuz stajlar, ve üçüncüsü, hayatınızda geleceğinize yön vermek adına, eğer Ar-Ge’de yer alacaksanız Ar-Ge ile ilgili, eğer akademisyen olmak istiyorsanız akademi ile ilgili, eğer bir sivil toplum kuruluşunda yer alacaksanız onunla ilgili çalışmaların, profesyonel hayatın ya da, “Hayır hiçbiri değil! Ben girişimci olacağım.” diyorsanız bu anlamda yapılması gereken süreçlerin tamamlanması gerekiyor. 3. sınıf kariyer döneminin en kilit noktası. Bu anlamda akademik danışmanlık çok önemli. Olabildiğince üniversitenizden, olmuyorsa bu alanda uzman olan akademik danışmanlardan yararlanarak yol alıyor olmanız gerekiyor. O yüzden 3.sınıfın başı ve tamamı, bu dönem önemli. 3. sınıfı bitirdiğiniz yazın sonrasında çok kaliteli bir staj, size bütün kapıları açacak noktada belli bir alan oluşturabiliyor ve aynı zamanda size 4. sınıfı bitirir bitirmez belli bir şekilde teklif gelerek o işyerinde yer almanızı sağlayacak bir süreci de başlatmış oluyor.

Gelelim 4. sınıfa. 4. sınıfın son dönemi biraz eller havada partileniyor! Malum, mezun olduğunuz için. Eğer uzatıp 5. senenizde iseniz yine ay şey; son sene. Aslına bakılırsa çok önemlibir ana nokta olmuyor, daha çok işin mezuniyet kısmında yer alıyor oluyorsunuz. Pek çok şirkette 1 Aralık iş başvuruları için son tarih olarak belirlenebiliyor. O yüzden mutlaka 4. sınıfın başında sistemli bir noktada ajandanızı update edin ve hangi şirketlere, kurumlara ne şekilde başvuracağınızı bilin. Bu ister master olsun, ister doktora olsun – “birleşmiş doktora” diye tanımladığımız bir alan var – veya tam tersi, başka bir alana girecekseniz, örneğin Endüstri Mühendisliğinden Endüstriyel Tasarım gibi veya Medya Çalışmaları gibi yeni bir alana gidecekseniz bu tür alanlarda yapacağınız çalışmaların iyi ve doğru bir şekilde şekilleniyor olması lazım. O yüzden üniversite bu anlamda kariyerin en sistemli ve stratejik olarak bilinçli yapılması gereken bir süreç. Boş bırakılmamalı. Gerçek anlamda kaliteli, bilinçli bir yaklaşımla kararların verilmesi gerekiyor. Ve aynı zamanda işler riske atılmayacağı için alternatiflerin a, b, c, d hatta z’si düşünülecek şekilde belli bir senaryonun oluşturulması gerekiyor. Neleriniz eksik? Ne yapmak istiyorsunuz? Ona göre hangi yöne yönelecekseniz kendiniz belli bir şekilde tedbir alıyor, bununla ilgili gerekli çalışmaları yapıyor olmanız lazım. Son dönemde profesyonel yöneticilikte inanılmaz bir düşüş var. Bunun karşılığında Ar-Ge ve akademisyenlikte büyük bir artış var. Özellikle son dönemlerde belli alanlarda faaliyet gösteren araştırma şirketlerinde yer alan Phd’li yani doktoralı öğrenci sayısında büyük artış var. Talep de fazla olduğu için gençlerin pek çoğu bu alana doğru yönlenmeye başladı. Ya da çok çok trend olan özellikle “startup” ya da üniversite hocalarının kurmuş olduğu “spinout”larda yer alan öğrenciler söz konusu. Bu anlamda öğrencilerimin en fazla önem vermesi gereken konuların başında, özellikle yetkinlikler anlamında duygusal zekalarını belli şekilde kanıtlayabilecekleri, yönlendirebilecekleri, liderliklerini ortaya çıkarabilecekleri sosyal sorumluluk projeleri içinde yer almalarını, sosyal inovasyon alanında fark yaratmalarını tavsiye ediyorum. Birey unutmamalı ki bugün Salesforce gibi bir şirkette yer alması için öncesinde belki de 500 saat gibi bir süreyle bir sosyal sorumluluk projesi içinde yer alması eklenebiliyor. Veya tam tersi, bir sosyal sorumluluk veya sosyal inovasyon dışında aynı İngilizce yeterliğiniz gibi, bir o kadar da bilişim alanında belli dilleri – özellikle C++ ve PYHTON gibi- dilleri bilerek o alanda yer almanız beklenebiliyor. O yüzden 21. yüzyılın belli yetkinliklerini, belli teknik alanlarını biliyor, bu alanda özellikle bulunduğunuz bölümün içeriğine göre uygun, okulun dışında okula yakın yerlerde verilen bu tür belli kurslardan belli yetkinliklerden yararlanmanızı da tavsiye ediyorum. İş başvurusu sürecinde de sadece bu başvuruyu yapmanız yeterli değil, bir o kdar da o başvurular sırasında gerçekleşen mülakatlara da önem veriyor olmanız lazım. O yüzden işe başlama çok kritik bir dönem. Bu sürecin tamamen iyi bir donanımla, iyi bir stratejiyle ve iyi bir planlamayla gerçekleşiyor olması gerekiyor. O yüzden üniversitede okuyan pek çok genç bu anlamda bana danıştığı için ve çok fazla detayı aldığı için çok ciddi anlamda gördüğüm en büyük konumun önemli bir ajandanın takip edilme eksikliği ve doğru zamanda doğru işi yapmadıkları için geciken süreçlerde geciken hatta kaçan fırsatlarla karşı karşıya kaldıklarını görüyorum. O yüzden fırsatları iyi kullanıp iyi değerlendirmek, alanda fark yaratmak ve istediğiniz memnuniyeti, hazzı yakalayarak başarılı olabilmenin tek yolu bu yapının aynı zamanda belli bir şekilde takip ediliyor ve gerçekleştiriliyor olmasına dikkat etmek gerekiyor.

Daha fazla bilgi edinmek için YouTube videoma göz atabilirsiniz.