21.yüzyılda bireylerin veya anne ve babalar için çocuklarının gerçekte kendi kabiliyetlerine, bilgi ve ilgi alanlarına göre meslek seçimlerini bilmek en önemli konu oldu. Stratejik Yetenek Yönetimi, 21. yüzyılda bireyin nasıl bir yol haritası izleyerek hayatına devam edeceğini gösteren en önemli unsurlardan bir tanesi. Bize, gerçekte yol haritası verirken, kendi ilgi alanlarımız, bilgi ve becerimize göre meslek seçimimizin neler olduğunu gösteriyor ve aynı zamanda memnuniyet oranımızı artırıyor.

 

 

 

 

 

Bireyin veya anne-baba iseniz çocuklarınızın gelişim alanlarını biliyor olmanız lazım. Aynı zamanda mesleki yetkinlik ve yatkınlıklarını da görmeniz gerekiyor. Bu süreç içinde hangi ülkede, hangi okulda ve bölümde okuyacağınıza da karar veriyor olmanız lazım. Eğitim dünyası, herkese aynı muameleyi yapıyor. Ama aslında bizim öğrenme şekillerimiz ve bunları tekrarlayarak pekiştirme biçimlerimiz farklı. 21. Yüzyılda tüm bu öğrenmenin yanı sıra bir de dijital dünyayı dengelemeniz gerekiyor. Özellikle öğrencinin “extracurricular” diye tanımladığımız, diğer okul dışı faaliyetlerinin de neler olduğuna karar vermemiz gerekiyor. Mesela müzik, sanat, spor veya drama, dans; bunlardan en önemlileri. Bu extracurricular yani okul dışı aktivitelerin de bireyin gelişimi açısından doğru tercih edilmesi gerekiyor. Tüm bunları düzenledikten sonraki en önemli alan ise bireyin performans alanının belirlenmesi. Bireyler performans alanı olarak öğrencilik sonrasında temel olarak beş alanda faaliyet gösteriyorlar. Ya gerçekten girişimci olup kendi işyerlerini açıyorlar, ya profesör yönetici olup bir yerde çalışıyorlar, ya da araştırma-geliştirme(AR-GE) içinde yer alıp akademisyen olabiliyorlar. Bugün aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında yer almak da bir başka performans alanı. Bugün bunlardan sadece bir tanesini değil, belki birkaç tanesini bir arada yapıyor olabilirsiniz. O yüzden bireyin memnuniyet alanını artırabilmek için performans alanını biliyor olmak lazım. Özellikle Z Kuşağı, bu anlamda en fazla sıkıntı çeken kuşak. Z Kuşağı’ndan daha önce bahsetmiştim. Farklı bir kuşak. O yüzden çalışma alanları için gerçekten doğru alanların tespit edilmesi lazım. Stratejik Yetenek Yönetimi’nde de en önemli ajandalarından bir tanesi bu.

Özellikle 21. yüzyılda hangi sektörlerin geliştiğini de bilmemiz gerekiyor. O yüzden Stratejik Yetenek Yönetimi, bilim haritalarını kullanarak, dünyada bugün ve gelecekte hangi alanların ön plana çıkacağını söylüyor. Gerçek anlamda 2020-2030-2050-2100’leri düşünerek Stratejik Yetenek Yönetimi’ni kullanıp, kendi hayatınızı yönlendiriyor olmanız gerekiyor. Bu kadar büyük düşündükten sonraki en önemli ajanda ise, bunları özellikle küçük planlar halinde takip edebilmek. O yüzden biz 3-6-12-24-48-72 ay içindeki süreçleri 3’er aylık süreçlerde takip ediyoruz. Bu vizyon çerçevesinde bireyin eksiklikleri belirleniyor ve aynı zamanda  geliştirmesi gereken alanları Vygotsky’nin söylemine göre, tamamlanması sağlanıyor. Tüm bunların asıl sebebi, gerçekte bireyin daha faydalı hâle gelmesi, memnun olabileceği, değer üretebileceği bir alanı bulmak. Ve bu sayede, kendini tanıyarak, kendi bulunduğu ortam ile beraber daha iyi bir vizyon ve daha iyi bir gelecek gerçekleştirebiliyor.

Biz ne yapıyoruz?

Biz, tüm bu süreçler sırasında bireyin, bireysel anlamdaki gelişimini de göz önünde bulunduruyoruz. Her birimizin gerçekte dört tane bedeni var: Fiziksel, duygusal, zihinsel ve inanç bedenlerimiz de dikkate alınarak Stratejik Yetenek Yönetimi’ne, birey gelişimine yön vererek bir yol haritası  izleniyor. Bireyin bütün bu bireysel taraflarına bakıldıktan sonra etrafındaki mikro sistem de göz önünde bulunduruluyor. Bu yüzden, bu süreçte Stratejik Yetenek Yönetimi aynı zamanda anne ve babalara da inanılmaz önemli bir yol haritası veriyor. Sadece çocuğunuzu anlamakla kalmıyorsunuz, çocuğun da aynı zamanda anne ve babasını anlamasını sağlayacak bir ortam yaratıyorsunuz. Bireysel ve mikro yapının dışında, etrafımızda daha büyük, bizi indirekt etkileyen bir makro sistem var. Makro sistem; sosyo-ekonomik, politik, teknolojik, çevresel değişimleri anlatıyor. Finansal yeterlilikler, ekonomik farklılıklar, döviz farklılıkları birçok tercihimizi etkileyebiliyor. Biz bu süreçler içindeyiz. O yüzden, öğrencinin hedeflerine göre, burs, oran ve imkânlarını da düşünüyor ve buna göre yapılandırıyoruz.

Özellikle “ilkel beyin”diye tanımladığımız, korkular ve kaygıları da göz önünde bulunduruyoruz. Kısacası Stratejik Yetenek Yönetimi, bireyin IQ ve EQ’sunu devreye alarak, onun ilkel beynini de göz önünde bulundurarak bireyi bütünsel olarak değerlendiriyor.

Stratejik Yetenek Yönetimi, 21. yüzyılda birey veya anne-babalar için kendi çocuklarına ellerinde bir referans noktası oluşturması adına çok önemli bir kaynak. Bu sadece fotoğraf çekmiyor. Aynı zamanda bireyin 3-6-12-24 ay sonra ya da 5 yıl sonraki süreçlerini de takip etme imkânını sağlıyor. Bu bize aslında gerçekten birey hakkında çok ciddi detaylı bilgi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda onun geleceğinin daha iyi olması için yapılandırılmış bir sistem sunuyor.

Stratejik Yetenek Yönetimi ile ilgili daha fazla bilgi almak için YouTube videoma göz atabilir, kanalıma üye olabilirsiniz.